Dünyada bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi farklı kollardan
sürdürülüyor ya da sürdürülmeye çalışılıyor. Occupy (işgal) hareketleri,
Arap Baharı, Brezilya direnişi,
Gezi Parkı direnişi gibi hareketler, farklı arka planlarla yola çıkıyor ve kitleleri sokağa döküyor.
Bugün kendisinden sonraki bağımsızlık ve özgürlük mücadelelerinin en
büyük ilham kaynağı olan, Ernesto Che Guevara’nın doğum günü. Biz de
büyük devrimcinin anısına, hayatının genel hatlarına bir bakış atıyoruz.
‘Son Devrimci’

1928, Haziran’ın 14’ünde Arjantin, Rasorio’da doğdu. 9 Ekim 1967’de
henüz 39 yaşındayken La Higuera, Bolivya’da öldürüldü. Kendisinden sonra
gelecek ve tüm dünyada etkili olacak özgürlük hareketlerinin sembolü
oldu.
Yüzyılın en etkili portresi

İkonik fotoğraf aynı zaman 20.Yüzyıl’ın en çok basılmış fotoğrafıdır.
Alberto Korda imzalı fotoğraf Küba gazetesi Revolución için 1960 yılında
çekildi. Bu fotoğraf daha sonra ona sorulmaksızın sayısız defa
yayımlandı, Korda tek kuruş kazanmadığı fotoğrafı hakkında en sonunda
2000 yılında Smirnoff`a dava açtı. Fotoğrafın kullanımıyla ilgili şöyle
dedi: “Che Guevara’nın uğrunda öldüğü görüşleri destekleyen biri olarak,
bu fotoğrafın onun anısını yaşatmaya ve dünyadaki sosyal adaleti
sağlamaya çalışanların kullanmasına karşı değilim, fakat alkol gibi
ticari nesnelerin reklamını yapmak için Che’nin şöhretini kullananların
kategorik olarak karşısındayım.” Kazandığı 50.000 doları Küba Sağlık
Sistemi’ne bağışladı ve “Eğer Che yaşasaydı o da aynısını yapardı” dedi.
Özgürce varolmanın dayanılmaz gücü

Jean Paul Sartre, Che için sadece bir entelektüel değil, o aynı zamanda
çağımızın mükemmel insanı demişti. Onun için hala devrimci ve idealist
kişiliğiyle rönesans insanı adına en önemli referanstır denir.
Plaj havlusundan tshirt baskısına Guerillero Heroico

Jim Fitzpatrick tarafından stilize edilen Alberto Korda’nın “Guerillero
Heroico” fotoğrafı tüm dünyada Che’yi bir pop kültür ikonu haline
getirdi.
Bahçesinde bir Ernesto

Che Guevara henüz küçük bir çocukken doktorlar tarafından astım teşhisi
konuldu bu yüzden ailesi Alta Gracia bölgesindeki bu eve taşındı.
Avellaneda’daki bu ev şu an kapsamlı bir Che Müzesi’ne dönüştürülmüş
durumda.
Bir Comandante geliyor

Guevara 1935-1937 ve 1939-1943 tarihleri arasında bu evde yaşadı. Bugün
evin verandasına oturmuş Küçük Ernesto’nun bronzdan heykeli, anısana
gelen ziyaretçilerini karşılıyor.
Sol baştaki kızgın bakışlı erkek çocuk

Tam ismiyle Ernesto R. Guevara de la Serna, İspanyol ve İrlanda asıllı
bir ailenin beş çocuğunun en büyüğü olarak dünyaya gelmiştir. Annesinin
ve babasının soyu Basklara dayanır. İsyan ve özgürlük Ernesto’nun
köklerinde vardır. Babası Ernesto Guevara 1969 yılında “oğlumun
damarlarında İrlanda köklerinin kanı akmaktadır” demiştir. Guevara’nın
atalarından Patrick Lynch 1715 yılında İrlanda’da Galway’de doğmuş,
İrlanda’yı terk edip İspanya’nın Bilbao şehrine, oradan da Arjantin’e
gitmiştir. Soyadı Guevara’nın ise, Che’nin bask köklerinden geldiğine
inanılmaktadır. Guevara, Bask Bölgesi’nde Alava kentinde bir
yerleşimdir.
Anne, Che ve baba

“Gençlik! Çok çok çalışmamız gerekli… Gözüm ağrıyor, gözlüğüm yok
göremiyorum, okumayı sevmiyorum, yoruldum ve benzeri şeklinde şikayetler
etmemeliyiz… Tüm bunlar her insanın karşılaştığı zorluklardır… Sonuç
olarak çalışmalıyız!”
Benim bir hayalperest olduğumu söyleyebilirsin

Gençliğinde rugby ve satrançla ilgilenen Che, varlıklı bir ailenin
çocuğuydu. Pablo Neruda’nın şiirleri, arkeoloji, fotoğraf gibi pek çok
konuyla ilgilendi. Kendini, insana, topluma ve dünyaya karşı her zaman
meraklı ve sorumlu hissediyordu. Bu merakı ve öncü kişiliğiyle kısa
hayatı boyunca uzun seyahatlere çıktı.
Düşlerinde özgür dünya

Guevara, tıp öğrenimi için 1948’de Buenos Aires Üniversitesi’ne girdi.
Kesintili öğrenim hayatını, Mart 1953’te tıp öğrenimini bitirip aynı
yılın 12 Haziran’ında diplomasını alarak noktaladı.
Rüzgar bizi kendisiyle götürecek

Che öğrenciliği ve sonrasında tüm Güney Amerika’yı kapsayan seyahatlere
çıktı. Peru, Kolombiya ve Venezuela’ya gitti… Peru’da bir süre bir cüzam
kolonisinde gönüllü olarak çalıştı. Arkadaşı Granado ile çıktığı bu
yolculuklarda tuttuğu notları sonradan 2004 yapımı “Motorcycle Diaries”
adlı filme kaynaklık etti. Yolculuk Bogata ve Caracas’a kadar devam
etti. Bu yolculukta en büyük destekçileri 500 cc’lik 1939 model Norton
marka motosikletti. İki arkadaş “La Poderosa II” (Güçlü II) adını
verdikleri bu motosikletle Amazon kıyılarını geçtiler.
Devrim başlıyor

Che, 1953 yılında Buenos Aires’e dönerek eğitimini tamamladı. Aralık
ayında San Jose, Costa Rica’da Küba Devrimi’nin önemli noktalarından
olan Moncada Kışlası Baskını’na katılanlarla buluştu. Bu baskın Küba
Devrimi’nin başlangıcı olarak kabul edilir. Bu baskın Batista’ya karşı
gerçekleştirilen ilk silahlı eylemdir.
Kol kola yürüyüşün gücü

Jacobo Arbenz yönetimindeki Guatemala’ya gitti. Arbenz sömürge sonrası
Guatemala’da toprak reformunu peşindeydi. O dönemlerde ülke Amerikalı
büyük tarım şirketlerinin çiftliği konumundaydı. ABD kaynaklı bir şirket
olan “United Fruit Company” toprak reformundan rahatsızdı. CIA ve
Amerikan Hükümetiyle yakın ilişkiler içinde olan bu şirketin konumu
aslında Güney Amerika halklarının durumunu özetliyordu. Halk yarı köle
bir sistem içinde büyük şirketler için yaşıyordu. Jacobo Arbenz daha
sonra CIA tarafında devrilecekti.
“Che” isminin anlamı

Guatemala City’de, Fidel Castro’nun teğmenlerinden Niko Lopez ile
tanıştı. Lopez, Moncada Baskını sorumlularından ve ateşi yakılan Küba
Devrimi’nin önemli isimlerindendi. Guevera’ya, Che lakabını takan da
Lopez’dir. Che, ‘Bolşevik’ anlamına gelen “chebol” kelimesinin
kısaltmasıdır. 1954 yılına gelindiğine Guatemala’da doktorlukla ilgili
bir iş bulamamıştı. Bu süre zarfında bir çok politik eylemde yer aldı ve
Kübalı devrimcilerle tanıştı. Jacobo Arbenz, CIA tarafından
devrildikten sonra Mexico City’e gitmek durumunda kaldı.
Ekip toplanıyor

Moncada Baskını’ndan sonra tutuklanarak 16 yıl ceza alan Fidel Castro,
21 ay hapis yattıktan sonra Batista’nın emriyle cezasının geriye kalan
bölümü bağışlandı. Castro ve arkadaşları hapisten çıktı. Bu gelişmelerin
ardından Nico Lopez, Guevara’yı, Fidel’in kardeşi Raul Castro’yla
tanıştırdı. Bir ay sonra Fidel, Meksika’ya gelecek ve Che ile
tanışacaktı. Guevara aynı gece Küba Devrim Hareketi’ne katıldı.
Çıkartma gemisi olarak bir motor yat

25 Kasım 1956 günü sürgündeki 82 adam Meksika’nın Tuxpan, Veracruz
Limanı’ndan Küba’ya doğru denize açıldılar. 50.000 Meksika pezosuna bir
Amerikalıdan satın aldıkları teknelerinin adı Granma’ydı. 2 Aralık’ta şu
anda Granma Eyaleti olarak bilinen yerde karaya ayak bastılar. Tekne şu
anda Havana’daki Devrim Müzesi’ne bitişik Granma Anıtı’nda
sergilenmektedir. Ayrıca, Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin
resmi gazetesinin başlangıcından beri adı Granma’dır. Teknede Kübalı
olmayan tek kişi Guevara’dır.
Karizmatik liderin doğuşu

Karaya çıktıkları anda Batista’nın askerleri tarafından saldırıya
uğradılar, birçoğu öldü, Che ise yaralandı. Ekip 21 Aralık’ta yeniden
toplanabildi, geriye sadece 15 kişi kalmıştı. Guevara, bu çatışmada
kaçan bir yoldaşın düşürdüğü cephaneyi almak için tıbbi malzeme
çantasını bıraktığını ve o anı, doktordan savaşçıya dönüştüğü an olarak
hatırladığını yazar. Ekip, Küba’nın ortasına doğru Sierra Maestra
dağlarına saklanır ve Batista rejimine karşı gerilla savaşı başlar.
Guevara, isyancılar arasında bir lider olarak görülmeye başlanır, artık
“Comandante” olmuştur.
Yeni bir ülke doğuyor

1959 yılı Ocak ayının ilk günü, gece saat 02’de Batista, ailesi ve yakın
arkadaşları, bir uçakla Havana’dan ayrılır. Batista’nın bu kararında
generallerinin gizlice Fidel’le pazarlığa oturduğunu öğrenmesi etkili
olmuştur.
“Ölüm bizi ayırıncaya dek” demenin en yakın hali

7 Şubat 1959’da zafer kazanan hükümet tarafından Guevara “doğuştan Küba
vatandaşı” ilan edilir. Kısa süre sonra Meksika’dan Granma yatıyla yola
çıkmadan önce, ayrıldığı Gadea ile evliliğini resmen sona erdirmek için
boşanma işlemlerine başlar. 2 Haziran 1959’da, 26 Temmuz Hareketi’nin
(Küba Devrimi) bir üyesi olan ve 1958 sonlarından beri birlikte yaşadığı
Aleida March ile evlenir.
Hayaller, mücadele ve aşk

Aleida March, 26 Temmuz Hareketi’nin bir üyesidir, örgütün mücadelesinin
en önemli yeri olan Escambray Dağları’na kurye olarak görevlendirilir.
Che, Aleida ile bu şekilde tanışsa da, genç kadın Che’yi uzun süredir
tanımaktadır. İsyancıların korsan radyosu Radio Rebel de sık sık Che’den
söz edilir. Batista yönetimi devrilmeden önce mimlenen Che’nin
“Aranıyor!” posterleri Aleida March’ın memleketi Santa Clara
caddelerinde boy boy sergilenmektedir.
Che bürokrat olursa

7 Ekim’de Ulusal Toprak Reformu Enstitüsü’nde (Department of Industry
of the National Institute of Agrarian Reform) başkanlığına getirilir.
Kasım ayında ise Küba Merkez Bankası başına getirilmiştir. Sık sık
parayı kınadığı ve yürürlükten kaldırılmasını desteklediği için bu
görüşünü desteklemek adına Küba paralarını takma adı olan “Che” ile
imzalamıştır. Paraların üzerine şeker kamışı toplayan bir köylünün
resmini bastırmıştır.
Economista-comunista

Küba’da devrim yapılmış, silahla yürütülen mücadelenin ekonomik atak
safhasına geçme gereği doğmuştur. Devlet bakanlıklarına ve ekonomik
gidişata ilişkin toplantıda Fidel kürsüden: “Ekonomiyi düzeltmeliyiz,
kaynakları etkin kullanmalıyız” yönünde söylev verirken “Aranızda iyi
bir ekonomist var mıdır?” der. Koca salonda bir tek Che’nin eli
havadadır. Fidel bunun üzerinde Che’ye “Senin ekonomiden anladığını
bilmiyordum” yanıtını verir. Che tarihi cevabını, İspanyolca’da
“economista” ile “comunista” arasındaki okunuş benzerliğinden yola
çıkarak verir “Ben senin, ‘aranızda iyi bir komünist var mı’ dediğini
sanmıştım…”
Patria o muerte: Ya istiklal ya ölüm konuşması
Aralık 1964’te Birleşmiş Milletler’de konuşma yapmak üzere Küba Heyeti’nin başı olarak New York’a gider.
Konuşmasında Vietnam
üzerinden Amerika’yı eleştirir. Ayrıca Türkiye’nin Kıbrıs Politikası da
eleştirilerden nasibini alır. CBS Televizyon Kanalı’nda pazar günleri
yayınlanan “
Face the Nation” isimli haber programına çıkar. O artık tüm dünyanın tanıdığı ve etkilendiği bir devrimcidir.
Her yer Che her yer direniş

17 Aralık’ta Paris’e uçar ve üç aylık bir uluslararası geziye başlar. Bu
gezi sırasında Çin Halk Cumhuriyeti, Birleşik Arap Cumhuriyeti (Mısır),
Cezayir, Gana, Gine, Mali, Dahomey, Kongo-Brazzaville ve Tanzanya’yı
dolaşır. İrlanda, Paris ve Prag’da molalar verdi. Üçüncü defa Moskava’ya
gider.
Castro – Kruşçev el ele

Bu dönemde Çin Komünist Partisi yanlı tutumunu onaylamayan Sovyet
görevlilerinin Castro’ya, Che hakkında baskı yaptıkları söylenmektedir.
Ayrıca Che’nin popularitesinin de Castro’yu rahatsız etmiş olabileceği
düşülmüştür. Bunun doğru mu yoksa magazinel bir bilgi mi olduğu
tartışmalıdır.
Küba Füze Krizi ve Türkiye

Guevara, 1962 Ekim ayında ortaya çıkan Küba Füze Krizi’ne neden olan
Sovyet nükleer balistik füzelerinin Küba’ya getirilmesinde anahtar rol
almıştır. Birkaç ay sonra İngiliz gazetesi ‘Daily Worker’ ile yaptığı
görüşmede eğer füzeler Küba kontrolünde olsaydı başlıca ABD şehirlerine
doğru bu füzeleri kullanacağını söylemiştir. Sonrasında Sovyetler
Birliği’nin üçüncü lideri Nikita Kruşçev’in füzeleri Castro’nun bilgisi
dışında kaldırmasından ötürü Sovyetleri sert bir dille eleştirmiştir.
Füze Krizi, ABD’nin Türkiye’ye yerleştirdiği füzelere karşılık SSCB’nin
de Küba’ya nükleer başlıklı füze yerleştirmesi ile başlamış, Ekim
1962’de dönemin iki süper gücünü karşı karşıya getiren ve dünyayı
nükleer savaş tehditi altında bırakan bunalımdır.
Bilinmeyen yıllar

Birleşmiş Milletler konuşması ve gezilerinin ardından 14 Mart 1964’te
Küba’ya döner ve Castro’nun da katıldığı sade bir törenle karşılanır.
Nisan ayında Castro’nun önünde Küba vatandaşlığından ve Küba’daki tüm
resmi görevlerinden ayrılmıştır. Guevara’nın Castro’ya yazdığı ünlü veda
mektubunda belirttiği üzere, devrim uğruna savaşmak için Küba’dan
ayrıldığını, tüm parti, askerî ve hükümet görevlerinden istifa ettiğini
ve Küba vatandaşlığından vazgeçtiğini yazmaktadır.
Muchos Vietnam, es la consigna
Cezayir’de yaptığı son resmi konuşmasında artık Kuzey Yarımküre’yi,
batıda ABD ve doğuda SSCB liderliğinde, Güney Yarımküre’nin sömürücüsü
olarak gördüğünü belirtmiştir. Vietnam Savaşı sırasında komünist Kuzey
Vietnam’ı desteklemiş ve gelişmekte olan ülkelerin halklarını,
silahlanıp “pek çok Vietnamlar” yaratmaları için teşvik etmiştir. Ünlü
sözlerinden olan: “Crear dos, tres… muchos vietnam, es la consigna.”
Yani “İki, üç, daha fazla vietnam yaratmak, parola bu.” cümlesini
demiştir.
Bir adanmışlık öyküsü

Cezayir konuşmasına kaynaklık eden olay, İspanyol Saharası diye bilinen
bölgeyle ilgili anlaşmazlıklar nedeniyle Fas’ın savaş ilan etmesi
üzerine gelişmiştir. 1962 Eylül’ünde Cezayir Küba’nın yardımını
isteyince, Küba, Cezayir kuvvetlerini desteklemek için 686 asker ve
subay ile 60 tanktan oluşan bir birlik gönderir. Guevara, Küba
Kuvvetleri’nin konuşlanmasını örgütleme ve gerçekleştirmede önemli rol
oynamıştır.
Kıtasal bir devrim hayali ve Bolivya

Küba’daki görevlerinden ayrılmasının ardından ortadan kaybolan Che için
nerede olduğuna dair bir çok görüş ortaya atılmıştır. Devrimin ikinci
adamının bir anda ortadan kaybolması büyük merak ve gizem uyandırmıştır.
Castro yaptığı açıklamalarda Che’nin nerede olduğunu bildiğini ama bunu
ancak o isterse açıklayabileceğini söylemiştir. Tarihi net olmayan ünlü
veda mektubunda Küba Devrimi’ne inandığını ama dünyanın diğer
bölgelerindeki devrimlere kendini adamak için Küba ile olan tüm
bağlantılarını kopardığını yazmıştı. Bu dönemlerde Prag ve Alman
Demokratik Cumhuriyeti’nde saklanmış olduğu, Küba’ya ise ancak bir kaç
ay için yeni bir gerilla mücadelesine hazırlık yapmak için geleceğini
belirtmiştir. Bu mücadele Bolivya için olacaktır.
Bolivya dağlarında

Guevera’nın Bolivya’da devrim başlatmak için harekete geçerken
tasarladığı planları işlememiştir. Havana’yla telsizlerle kurulan haber
ağı neredeyse hiçbir işe yaramamış, Bolivyalı muhalifler söz verdikleri
desteği geri çekmiştir. Amerika, Che’nin Bolivya’da isyan başlatmak
üzere olduğunu öğrenmiş ve Bolivya Ordusu’nu eğitmiştir. Che’nin
yakalanabilmesi Amerikalı askerler, ajanlar ve diplomatların kesintisiz
çalışmasıyla sağlanmış, bu uğurda büyük bir
seferberlik
başlatılmıştır. Guevara, o dönemde sadece düzensiz bir orduyla mücadele
edeceğini düşünürken, savaş teknikleriyle eğitilmiş özel birliklerle
karşılaşmıştır.
Che’yi yakalayan özel eğitilmiş yeşil bereli timi

Bolivya Özel Harekât Birliği’ne yeri bildirilen Guevera kamp
yakınlarında devriye gezerken yaralanarak yakalanmış ve bir gün sonra
infaz edilmiştir. İnfazını gerçekleştiren asker kurayla seçilmiş, tetiği
çekmeden önce fazlasıyla paniklediği için Che şu cümleleri söylemiştir:
Buraya beni öldürmeye geldiğini biliyorum. Vur beni korkak, yalnızca
bir adam öldürmüş olacaksın.”
Vallegrande İsası

İnfazdan sonra Che’nin vücuduna, onu çatışma esnasında ölmüş gibi
göstermek için defalarca ateş edilmiş, basına fotoğraflar çektirilmiş ve
daha sonra kimliği tespit edilmemesi için elleri kesilerek bilinmeyen
bir yere gömülmüştür. Kimi kaynaklara göre cesedin önce yakıldığı
belirtilir. Fotoğrafların yayınlanmasının ardından “El Cristo de
Vallegrande” (Vallegrande İsası) tabiri ortaya çıkmıştır.
Ondan o kadar korkmuşlar ki

1997 yılında Guevara’nın elleri olmayan cesedinden kalan kemikler
Vallegrande yakınlarındaki bir uçak pistinin altından kazılarak
çıkarılmış, DNA testiyle kimliği tespit edilmiş ve Küba’ya geri
getirilmiştir.
Bir yaşayan efsane

Bugün Küba’daki çocuklar her okul gününe “Komünizm için öncüler,
Hepimiz Che gibi olacağız!” andıyla başlar. Guevara’nın Santa Clara’daki
anıt mezarı birçok Kübalı için dinsel bir önem taşıyor.
Bonus: Víctor Jara: Vamos por Ancho Camino
Víctor Jara: Allende’nin devrilmesinden sonra Pinochet tarafından
tutuklanarak cezaevi olarak kullanılan stadyuma tıkılmış Şili’li efsane
sanatçı. Gitar çalıp şarkı söylemeye devam ettiği için önce elleri
kırılmış, şarkılarına devam etmeye çalışması üzerine elleri kesilip daha
sonra da işkence ile öldürülmüştür.